Bizimde Yaşadığımız Hayattır Kardeşim

07 Mart 2010



Recep Tayyip Erdoğan, bizimde yaşadığımız hayattır kardeşim şiiri dinle,

bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim

biz de soluk alıp vermedeyiz

yani her insan gibi sevmekteyiz, sevilecek şeyleri

bir kır çiçeğini çimeni toprağı börtü böceği

kurban bayramlarında kınalı koçları

başları eloyasıişlemeli yemeni ile kapalı

bembeyaz saçlı kırış kırış alınlı

pencere kenarlarında oğullarını bekleyen anaları

kalbim ağrıyorsa da kardeşim

gönlüm bulanıyorsa

tedirginsem kuşkuluysam

kalın kitapların yazdığına bakarsan

acaip suçluysam

havada ihanetdışarıda sıcak

duvarda yazılar

kalbimizde acılar varsa da

bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim

mektubun geldi bugün haziran

kimselere göstermediğin ak saçlarının kıvrımlarından

haberin geldi

haberin geldi iki damla gözyaşın kağıtta

çok bakarsın yağmur yağanda

ıslak ve buğulu camların ardından bilirim

bilirim, acı

nasıl oturur adam yüreğine

ne var yani işte

iyiyim diyorum ya

inan olsun iyiyim anne

insan gerçekten iyi oluyor, iyiyim dedikçe

bak üzülme

yazıyorum bir daha

nolur üzülme

üzülmüyor analar

oğulları üzülmüyorum dedikçe

bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim

biz de soluk alıp vermedeyiz

yani her insan gib isevmekteyiz, seviecek şeyleri

bir kır çiçeğini çimeni toprağı börtü böceği

kurban bayramlarında kınalı koçları

başları eloyası işlemeli yemeni ile kapalı

bembeyaz saçlı kırış kırış alınlı

pencere kenarlarında oğullarını bekleyen anaları

Recep Tayyip Erdoğan Şiirleri dinle, Bizimde Yaşadığımız Hayattır Kardeşim

Bookmark and Share

Çanakkale Şehitlerine (Mehmet Akif Ersoy)

07 Mart 2010



Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Şiiri video izle. Çanakkale Destanı, Çanakkale Şehitlerine, mehtap tv tarafından yayınlanan şiir kliplerinden.

Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle ‘bu: bir Avrupalı’
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi;
‘O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi.
Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
‘Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

Bookmark and Share

Muhsin Yazıcıoğlu : Üşüyorum Şiiri Dinle

07 Mart 2010



BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun 25 yıl önce Mamak Cezaevi’ndeyken yazdığı “Üşüyorum” adlı şiiri, kendi sesinden üşüyorum şiiri dinle, Muhsin Yazıcıoğlu fotoğraf ve parti çalışmalarından video görüntüleriyle, Üşüyorum şiiri.

Üşüyorum

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum…

Muhsin YAZICIOĞLU

Bookmark and Share

Sakarya Türküsü

01 Mart 2010



Sakarya Türküsü
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..

(1949)

Necip Fazıl Kısakürek, Sakarya Türküsü Şiiri dinle. Video. Sakarya Türküsü Sözleri

Bookmark and Share

Avustralyalı Gencin Müslüman Olma Hikayesi

01 Mart 2010



Avustralyalı Gencin Müslüman Olma Hikayesi Video İzle ve Dinle

ilgili kelimeler:  gerçek hikayeler, gerçek hayat hikayeleri, avustralyalı müslüman olan adam videosu, avustralyalı gencin müslüman oluşu izle, avustralyalı müslüman olan genç hikayesi, avustralyalı müslüman video izle, avustralyalı genç konuşmasını video izle, avustralyalı, gencin, müslüman, hikaye, Hikaye,  izle, dinle

Bookmark and Share

İki Arkadaş Hikayesi

01 Mart 2010



İki Arkadaş Hikayesi Video İzle.  Ömer Köroğlu İki Arkadaş Hiyakeyesi Dinle ve sözleri oku.

İki Arkadaş Hikayesi

Çok samimi iki dost ve arkadaşlardır. Fakat bir tanesi çok kurnaz, atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdir. Bir gün kurnaz olan arkadaş, diğer arkadasın yanına giderek islerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla islerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nisanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez. Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nisanlısını arkadaşına verir. Zaman içinde Saf olanın isleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir( ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek) arkadaşının is yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona is vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz.

Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaslı bir adam yaklaşır fakir olduğu için ilaç alamamağını söyler. Bizimki yaslı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır evine götürüp dinlendirir oturup sohbet ederler bir süre. Ve kısa bir süre sonra yaslı adamın öldüğünü duyar. Yaslı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır. Saf adam artik zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun is yerinin karsısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaslı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnini doyurur, Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına; Kendisinin de yalnız olduğunu söyler ve bu evde birlikte yasayalım, sen evin islerini ve yemekleri yaparsın der, yaslı kadın hiç düşünmeden kabul eder.

Bir süre sonra yaslı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler, Bizimki böyle bir kızı nasıl bulacağını, tanıdığı olmadığını söyler. Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir. Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve baslar yasadıklarını anlatmaya;

”Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün isleri bozulunca benden borç para istedi, elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nisanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. İçim kan ağlayarak onu da kendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. İslerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. O bana is vermedi. Çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum Çünkü biz gerçek dosttuk.” Bu konumsa üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz ve mikrofonu eline alır baslar konuşmaya;

“Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İslerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi. Sonra ondan nisanlısını istedim, üzülerek nisanlısını da verdi. Nisanlısını istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı .(Hayat kadınıydı )Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu şekilde kurtardım. İsleri bozulduğunda gelip benden is istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden is vermedim. Günün birinde karsılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek özereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım.  Evine gelen dilenci kadın ise; benim annemdi. Ona bakıp iyi yasamasını sağlamak için gönderdim. Ve şu anda evlenmekte olduğu kişi de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim. Değerli misafirler, İste biz böyle dostuz”

İki Arkadaş Hikayesi Sözleri Oku. Ömer Köroğlu iki arkadaş hikayesi dinle.

Bookmark and Share

Üç Heykel Hikayesi

01 Mart 2010



Samanyolu Televizyonu, Asım Yıldırım, Bir Yudum Hikaye, Üç Heykel Hikayesi.

Kulağından gireni ağzından çıkaran insan makbul değildir. Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa o insanda makbul değildir.  En değerli insan yüreğine gömen, göbebilen insandır.

stv, asım yıldırım, üç heykel hikayesi video dinle izle.Üç heykel hikayesi video izle.

Bookmark and Share

Tuzlu Kahve Hikayesi Video

15 Şubat 2010

Tuzlu kahve hikayesi video izle dinle.  Yazının kalanını okuyun »

Bookmark and Share

Bir Yudum Hikaye : Değer

15 Şubat 2010

Anlatılacak öyküler kitabından, Değer hikayesi, Samanyolu Televizyonu Merhaba Yenigün programında yayınlanan, Asım Yıdırım tarafından okunan Yazının kalanını okuyun »

Bookmark and Share

Dini Hikayeler: Oduncu ile Şetan

15 Şubat 2010

Oduncu ile Şeytan hikayesi video izle ve dinle. Dini hikayeler;  Şeytan ile oducu arasında temsil edilen hikayede kişilerin niyetleri ile amelleri arasındaki ilişkiyi anlatan hikaye. Dini hikaye, menkıbe dinle. Yazının kalanını okuyun »

Bookmark and Share